Tüm yazılara dön
Semavi Din Eleştirisi Satanas Fidelis

Semavi Dinlerde Cinsellik ve Satanizm’de Cinsel Özgürlük

Semavi dinlerin cinselliğe bakışını ve Satanizm’in cinsel özgürlük, eşitlik ve rıza anlayışını karşılaştıran kapsamlı bir analiz.

Semavi Dinlerde Cinsellik ve Satanizm’de Cinsel Özgürlük

Semavi Dinlerde Cinsellik ve Satanizm’de Cinsel Özgürlük
Semavi Dinlerde Cinsellik ve Satanizm’de Cinsel Özgürlük
Cinsellik

Cinsellik, insan yaşamının en doğal ve en güçlü yönlerinden biridir. Buna rağmen tarih boyunca birçok dini anlayış tarafından denetlenmiş, sınırlandırılmış ve çoğu zaman suçluluk duygusuyla kuşatılmıştır. Bu yazıda Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın cinselliğe yaklaşımı eleştirel biçimde incelenirken, Satanizm’in cinselliği özgürlük, haz, eşitlik ve rızaya dayalı kutsal bir enerji olarak nasıl yorumladığı karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. 

Cinsellik... İnsanı var eden, ona yaşama sevinci veren, neslini devam ettiren en temel içgüdü. Peki neden binlerce yıldır bu kadar doğal bir şey, bu kadar büyük bir suç, günah, ayıp ve yasak haline getirildi? Neden insanlık tarihi boyunca cinsellik hep bir korku ve baskı mekanizmasıyla yönetildi?

Bu soruların cevabını ararken karşımıza iki ana akım çıkıyor: Semavi dinlerin cinselliği baskılayan, kontrol altına alan, suçluluk duygusuyla yoğuran anlayışı ve Satanizm'in cinselliği özgürleştiren, kutsayan, bir ibadet biçimi haline getiren öğretisi.

Bu yazıda her iki anlayışı da derinlemesine inceleyecek, Semavi dinlerin cinsellik politikalarını kendi kutsal kitaplarından örneklerle eleştirecek ve Satanizm'in cinselliğe bakışını anlatacağım. Amacım, insanın en doğal hakkı olan cinselliğin nasıl gasp edildiğini ve özgürlüğün sembolü olan Şeytan'ın bu konuda nasıl bir kurtarıcı rolü üstlendiğini göstermek.

Yahudilikte Cinsellik

Yahudilik, Semavi dinlerin en eskisi olarak cinsellik konusunda oldukça katı kurallar getirmiştir. Tevrat'a baktığımızda cinselliğin sadece üreme amaçlı ve evlilik içinde kabul edildiğini, bunun dışındaki her türlü cinsel eylemin ağır cezalarla karşılandığını görürüz.

Yahudilikte erkek çocukların sekiz günlükken sünnet edilmesi, Tanrı ile yapılan bir antlaşmanın simgesidir. Tanrı İbrahim'e şöyle seslenir:
“Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.” (Yaratılış 17:10-14)
Bu emir, cinsel organın doğrudan Tanrı'nın kontrolüne verilmesi anlamına gelir. İnsanın en mahrem organı, Tanrı'nın mülkiyetine geçer. Sünnet, cinselliğin sembolik olarak budanması, kontrol altına alınmasıdır.

Tevrat'ta anlatılan en çarpıcı hikayelerden biri Onan'ın hikâyesidir:
“Onan, ölen kardeşinin karısıyla evlenir, ancak doğacak çocuk kendisine ait olmayacağı için ne zaman kardeşinin karısıyla yatsa, kardeşine soy yetiştirmemek için menisini yere boşaltıyordu. Bu yaptığı Tanrı'nın gözünde o kadar kötüdür ki Tanrı onu öldürür.” (Yaratılış 38:8-10)
Bu hikâye, Yahudi tanrısının cinsellikten zevk alınmasına, cinselliğin üreme dışında bir amaçla kullanılmasına nasıl baktığını açıkça gösterir.

Yahudilikte peygamberlerin cinsel hayatları incelendiğinde ilginç çelişkiler görülür. En çarpıcı örnek Lut peygamberdir. Sodom ve Gomora'nın yok edilmesinden sonra Lut ve iki kızı bir mağarada yaşamaya başlar. Kızları, soyun devamı için babalarına şarap içirip onunla yatarlar:
“Lut'un kızları hamile kalır ve Moav ile Ammon halklarının ataları olurlar.” (Yaratılış 19:30-38)
Burada ilginç bir çifte standart ortaya çıkıyor: Tanrı, Sodom halkını eşcinsellik nedeniyle yok ederken, Lut'un kendi kızlarıyla kurduğu ensest ilişkiye göz yummaktadır. Demek ki bu anlayışa göre eşcinsellik yasak, ensest serbesttir.

Bir diğer çarpıcı örnek ise İbrahim peygamberdir. İbrahim, kıtlık nedeniyle Mısır'a gittiğinde güzel karısı Sara için Firavun'a “Bu benim kızkardeşimdir” der ve Sara Firavun'un sarayına alınır:
“Tanrı, Firavun'un ev halkını felaketlerle cezalandırır ve Firavun, İbrahim'e hediyeler vererek Sara'yı geri gönderir.” (Yaratılış 12:10-20)
Aynı hikâye, İbrahim tarafından Gerar Kralı Avimelek'e karşı da tekrarlanır (Yaratılış 20). İshak da aynı oyunu karısı Rebeka için yapar. Bu olaylar, peygamberlerin kendi çıkarları için eşlerini feda edebildiklerini gösterir.

Yahudilikte kadın, erkeğin mülkü olarak görülür. On Emir'in onuncusunda bu açıkça ifade edilir:
“Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.” (Çıkış 20:17)
Görüldüğü gibi kadın, köle ve hayvanlarla aynı kategoride, erkeğin mülkü olarak sıralanmaktadır.

Hristiyanlıkta Cinsellik

Hristiyanlık, Yahudiliğin cinsellik yasaklarını daha da ileri götürür ve cinselliği neredeyse tamamen şeytanlaştırır. Pavlus'un mektupları, Hristiyan cinsellik ahlakının temelini oluşturur. Hristiyanlıkta bekaret en yüce erdem haline gelir. Pavlus, Korintliler'e 1. mektubunda şöyle der:
“Evlenmeyenler ve dul kadınlar için şunu söyleyeyim: Benim gibi kalmaları kendileri için iyidir. Ama kendilerini tutamıyorlarsa evlensinler. Çünkü evlenmek, şehvetle yanmaktan iyidir.” (1. Korintliler 7:8-9)
Bu ifade, evliliği bile sadece “şehvetle yanmaktan” kurtulmak için bir çare olarak görür. Cinsellikten kaçarak kendini yarım insan yapmaya çalışan ermişler, en temel içgüdüden en uzak olanlar, en aziz ve ermiş kabul edilir.

Augustinus gibi kilise babaları, cinselliği orijinal günahın en büyük kanalı olarak görürler. Onlara göre Adem ile Havva'nın işlediği ilk günahın bedeli, cinsel arzu olarak insanlığa geçmiştir. Bu yüzden cinsel arzu, kontrol edilmesi gereken şeytani bir dürtüdür. Katolik Kilisesi'nde rahiplerin evlenmesi yasaktır. Bu yasağın doğal sonucu, yüzyıllar boyunca kilise içinde eşcinselliğin ve cinsel sapkınlıkların yaygınlaşması olmuştur. Cinsellikten kaçarak kendini yarım insan yapmaya çalışan ermişler, aslında bastırdıkları dürtülerin başka şekillerde ortaya çıkmasına neden olmuşlardır. Genç rahipler, rüyalarında Bakire Meryem'le birleşir, tapınaktaki heykelinden bile tahrik olur ve her gecenin sonunda bunun için af dileyip Tanrı'larına köle olurlar.

İslam’da Cinsellik

İslam, diğer Semavi dinlere göre cinselliğe daha “ılımlı” görünse de, detaylara inildiğinde aslında aynı baskıcı sistemin farklı bir versiyonu olduğu görülür. İslam'da da sünnet, tıpkı Yahudilikte olduğu gibi erkek çocuklara uygulanan bir zorunluluktur. Hadislerde sünnetin önemi sıkça vurgulanır. Sünnet, erkeğin cinsel organının ucundaki deriyi kesip atmak, Allah'a yakın olmak için sembolik olarak cinsel organı atmaktır. Bu, Allah'ın özel logosu gibidir.

İslam'da zina, en büyük günahlardan sayılır ve cezası evliler için recm (taşlanarak öldürülme), bekarlar için ise yüz sopadır. Kur'an'da bu konu şöyle hükme bağlanır:
“Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda onlara acıyacağınız tutmasın.” (Nur Suresi, 2)
Ancak bu cezanın uygulanabilmesi için dört görgü şahidi gereklidir ve bunların zina fiilini bizzat görmeleri, hatta erkeğin organının kadının organına girdiğini görmeleri şart koşulur. Bu kadar ağır şartlar, zina cezasının neredeyse hiç uygulanamamasına yol açar.

Hz. Ayşe’nin Gerdanlığı Olayı

İslam tarihinin en çarpıcı olaylarından biri, Hz. Ayşe'nin bir sefer sırasında kervandan geri kalması ve genç bir asker olan Safvan ile birlikte orduya yetişmesidir. Bu olay üzerine dedikodular çıkar, Hz. Ali başta olmak üzere birçok kişi Ayşe'nin zina yaptığından şüphelenir. Hz. Muhammed çok zor durumda kalır, çünkü Ayşe'yi çok sevmektedir.

Tam bu sırada Nur Suresi'nin 11-20. ayetleri iner ve Ayşe'yi temize çıkarır. Bu ayetlerde iftiracılar lanetlenir ve zina suçlaması için dört görgü şahidi şartı getirilir. Bu olayın bir diğer önemli sonucu, zina suçlamasının neredeyse imkânsız hale gelmesidir. Zina suçu için dört görgü şahidinin bulunabilmesi, insanların bu işi alenen yapmalarını gerektirir. Dolayısıyla kimsenin zina suçu işlediğinin ispatlanması mümkün değildir.

İslam'da kadının konumu, Semavi dinlerin en kötüsüdür. Kur'an'da kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısı kadar kabul edilir:
“Erkeklerinizden iki şahit tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için iki kadın (şahit tutun).” (Bakara Suresi, 282)
Mirasta erkek kardeş, kız kardeşin iki katını alır. Kadın, kocasının izni olmadan evden çıkamaz, çalışamaz. Tek eşlilik yoktur; erkek dört kadınla evlenebilir, istediği kadar cariye alabilir. Kadınlar haremlerde onlarcası tek bir erkeğin kaprisine ve insafına köle edildi. Neden alınıp satılan bir mal oldular?

İslam peygamberi Muhammed'in cinsel hayatı, İslam'ın cinsellik anlayışı hakkında önemli ipuçları verir. Muhammed'in dokuz yaşındaki Ayşe ile evlenmesi, İslam'da kız çocuklarının evlilik yaşı konusunda bir emsal teşkil eder. Resmî kayıtlara göre Muhammed, Ayşe ile ilk defa yattığı zaman Ayşe dokuz, kendisi ise elli iki yaşlarındaydı. Zaten bu yüzden İslam kurallarına göre dokuz yaşındaki bir kız evlenilecek çağda kabul edilir.

Bir diğer çarpıcı olay, Muhammed'in evlatlığı Zeyd'in karısı Zeyneb'e duyduğu arzudur. Muhammed bir gün evlatlığı Zeyd'in evine gider. Zeyd evde yoktur ve Muhammed Zeyd'in karısı Zeyneb tarafından karşılanır. Zeyneb'i gören Muhammed bir anda onu arzulamaya başlar ve aklından çıkartamaz. Sonunda Zeyd'e karısını boşattırıp kendisi alır. Bu evlilik için Ahzab Suresi'nin 37. ayeti iner.

Satanizm’de Cinsellik

Satanizm, Semavi dinlerin cinselliği baskılayan, suçluluk duygusuyla yoğuran anlayışına karşı cinselliği özgürleştiren, kutsayan ve bir ibadet biçimi haline getiren bir öğretidir. Satanizm cinselliğin nasıl kutsal bir eylem olduğunu anlatır.
“Bu enerji boyutu cinsel birleşmesidir sizce. Ama istersek yaparız fiziksel bedenle ve hatta insanlarla. Bu olsun ister insan, ister hayvan ve isterse tanrı ile zarar vermez asla eşe. Enerji üretilir herkesçe dünyadan, bedenden ve evrenden. Bu yüzdendir seks benim ibadetimde. Benim insanlarım seks yaparken, ibadetimde ve kutlamalarımda ve festivallerimde ve kendilerince, bana adayarak sevişmelerini kendi evlerinde. Karışırım içlerine hem erkeğin ve hem kadının, iki cinsiyette. Bu birleşmesi olur herkesin kendi kendisi ile ve benimle ve eşiyle aynı anda. Her ilişkinizde üretilir enerji gerektiğince ama farklıdır bana adanan ve benim olduğum bu tapımlardaki enerji. Kullanılır o hem sizi mesh etmeye hem enerji olarak benim gücümü arttırmaya.” (Gerçekler Kitabı, II. Bölüm 19. Ayet)
Bu ifadeler, cinselliğin sadece bir eylem değil, aynı zamanda tanrısal bir enerji üretme ve ibadet etme biçimi olduğunu gösterir. Cinsellik, Şeytan'a sunulan en değerli hediyedir.

Gerçekler Kitabı'nda cinsel enerjinin tanrılar için ne kadar önemli olduğu şöyle anlatılır:
“Bir kere başlayınca Adem ve Havva sekse, zihin ve ruhlarında vardı zaten ve hazırdı bedenleri. Sadece minik bir beceriksiz kilitti zihinlerindeki, onları tutan. Gereken bilgi zaten vardı kilidin altında. Onlar seks yaparken tanrı bahçesin taşıdığı ve dünyadan aldığı ve evrenden aldığı enerji ile öyle bir cinsel enerji ürettiler ki, bana çoktan beri almadığım bir hazzı verdiler. En deli şaraplardan bile daha sarsıcı, en güçlü baldan bile daha besleyiciydi ürettikleri enerji. İşte bu yüzden isterim sizden cinsellik, sarhoşluk ve eğlenmenizi. Ve tanrısal varlığım bile gevşedi ve uyuştu bu yağmurla ve sürdürmedim daha fazla gecenin kalkanını. Pelerinimi açınca bulundukları yerden, enerjileri doldurdu bahçeyi şimşek pırıltılarıyla. Ve son defa terkettim tanrı bahçesini dönmemek üzere. Ve enerji ulaştı Kötü Tanrı'ya.” (Gerçekler Kitabı, I. Bölüm 84. Ayet)
Cinsel enerji, Semavi dinlerin tanrısını rahatsız eden, hatta ona zarar veren bir enerjidir. Bu yüzden bu tanrı cinselliği baskılamak, kontrol altına almak ister. Satanizm'de cinsellik, törenlerin ve ayinlerin ayrılmaz bir parçasıdır:
“Bu törenler bereket ve mutluluktur size hem ruhunuza, hem fizik bedene ve dünyasal bolluğunuz ve mutluluğunuza. Ve zevktir ve enerjidir bana. Ben ve benim insanlarım bir oluruz ve biz zevk almayız çünkü biz kendimiz zevk oluruz ve mutluluk oluruz o zamanlarda. Gerektiği gibi sınırlardan sıyrılmış olursa cinsellik ve güdülmezse ayıp utanç ve bağlılık. O zaman karışır her ruh ve beden ilk yaradılıştaki Ateşin ve Toprağın ve Suyun ve Havanın ruhuna ve kozmik bilince.” (Gerçekler Kitabı, II. Bölüm 20. Ayet)

Satanizm, her türlü cinsel tercihi kutsar ve saygı duyar:
“Ben, zevki yasaklamam ve insanın cinsel tercihini de. Zorla olanlar müstesna. Bunu hiç tasvip etmem. İsteyen, kendini istediği gibi yaşar. İster karşı cinsi beğenin, ister kendi cinsinizi. Bu, sizin meseleniz. Ben ancak zevkinizi kutsar; istediğiniz gibi olmanızı tasvip ederim. Ama Sahte Tanrı ve O'nun çocukları olan, sahte din adamları ‘En büyük günah, eşcinsellik’ derler.” (Ayetler Kitabı, II. Bölüm 60. Ayet)
Bu anlayış, Semavi dinlerin eşcinselliği en büyük günahlardan sayan, eşcinselleri ölümle cezalandıran anlayışının tam zıddıdır. Satanizm, kadın ile erkeğin tam eşitliğini savunur:
“Ben derim ki, ey inananlarım ve ey benim seçkinlerim! Kadın da birdir, erkek de. Neden ayırım yapılır iki cins arasında ki, aslında onlar tek cinstir? Erkeğin nefsi neyse, kadınınki de odur. Erkek istek duyarsa, kadın da duyar. Neden kadının cinselliği ve cinselliğini özgürce yaşaması ve ifade etmesi günah, ahlak dışı, kural dışı ve kötü ve olmaması gereken bir şey ve aslında, zaten olmayan bir şey olarak kabul edildi?” (Ayetler Kitabı, II. Bölüm 58. Ayet)
Satanizm, rızaya dayalı her türlü cinsel ilişkiyi kabul eder. Ancak zorla, kandırarak veya küçük yaştakilerle yapılan cinsel ilişkiyi kesinlikle reddeder:
“Cinsel arzunun sınırı ve kuralı yoktur. Herkes istediğini isteyebilir; - en yakın akrabadan veya en uzak yabancıdan - ama asla zorla olamaz bu; ne de kandırarak, ve çok küçük yaşlardakini, ne olduğunu anlamamasından istifade ederek.” (Ayetler Kitabı, III. Bölüm 58. Ayet)
Satanizm'in en çarpıcı gerçeği, cinsel enerjinin Semavi dinlerin tanrısını rahatsız ettiği, hatta ona zarar verdiğidir. Gerçekler Kitabı'nda Adem ile Havva'nın ilk cinsel birleşmesi anlatılırken şöyle denir sizlere yukarıda paylaştığım ayeti tekrar paylaşacağım:
“Bir kere başlayınca Adem ve Havva sekse, zihin ve ruhlarında vardı zaten ve hazırdı bedenleri. Sadece minik bir beceriksiz kilitti zihinlerindeki, onları tutan. Gereken bilgi zaten vardı kilidin altında. Onlar seks yaparken tanrı bahçesin taşıdığı ve dünyadan aldığı ve evrenden aldığı enerji ile öyle bir cinsel enerji ürettiler ki, bana çoktan beri almadığım bir hazzı verdiler. En deli şaraplardan bile daha sarsıcı, en güçlü baldan bile daha besleyiciydi ürettikleri enerji. İşte bu yüzden isterim sizden cinsellik, sarhoşluk ve eğlenmenizi. Ve tanrısal varlığım bile gevşedi ve uyuştu bu yağmurla ve sürdürmedim daha fazla gecenin kalkanını. Pelerinimi açınca bulundukları yerden, enerjileri doldurdu bahçeyi şimşek pırıltılarıyla. Ve son defa terkettim tanrı bahçesini dönmemek üzere. Ve enerji ulaştı Kötü Tanrı'ya.” (Gerçekler Kitabı, I. Bölüm 84. Ayet)
Bu ifade, cinsel enerjinin Semavi dinlerin tanrısını nasıl sarstığını, ona nasıl zarar verdiğini gösterir. İşte bu yüzden bu tanrı, cinselliği bu kadar şiddetle baskılamakta, yasaklamakta ve suçluluk duygusuyla yoğurmaktadır.

CİNSELLİK

Semavi dinler ve Satanizm arasındaki en temel fark, cinselliğe bakış açılarıdır. Semavi dinler, cinselliği kontrol altına alınması, sınırlandırılması, hatta mümkünse tamamen bastırılması gereken şeytani bir dürtü olarak görürken; Satanizm, cinselliği özgürleştirilmesi, kutsanması ve bir ibadet biçimi olarak yaşanması gereken tanrısal bir enerji olarak görür.

Semavi dinler, cinselliği sadece evlilik içinde ve üreme amaçlı olarak kabul eder, bunun dışındaki her türlü cinsel eylemi ağır cezalarla tehdit eder. Kadını ikinci sınıf insan olarak görür, onun cinselliğini erkeğin kontrolüne verir. Sünnet gibi uygulamalarla cinsel organı sembolik olarak budar, cinsel zevki suç sayar. Onan'ın hikâyesinde olduğu gibi, zevk için yapılan cinselliği ölümle cezalandırır.

Oysa Satanizm, cinselliği insanın en doğal hakkı olarak görür, onu baskılamak yerine özgürleştirmeyi savunur. Kadın ile erkeğin tam eşitliğini kabul eder, her türlü cinsel tercihe saygı duyar. Cinselliği bir ibadet biçimi olarak kutsar, cinsel enerjiyi tanrısal bir güç olarak kabul eder.

Hangisi daha insani? Hangisi daha doğal? Hangisi insanın yaratılışına daha uygun? Bu soruların cevabını herkes kendi vicdanında vermelidir. Ama şu bir gerçek ki, binlerce yıldır cinselliği baskılayan, suçluluk duygusuyla yoğuran, kadını köleleştiren Semavi dinler, insanı mutlu edememiş, aksine sürekli bir bunalım ve çatışma içinde yaşatmıştır. Oysa cinselliğin özgürce yaşandığı, suçluluk duygusundan arındırıldığı toplumlarda insanlar daha mutlu, daha huzurlu, daha yaratıcı olmuştur.

Şeytan'ın Ayetler Kitabı'nda dikte ettirdiği gibi:
Ben, Özgürlük Veren'im. Benim, sizi seven ve size Sevgiyi Veren. Benim, İçinizdeki Ateşi Yakan. Ben kurtarırım sizi, mantıksız kurallardan. Ben getireceğim size Altın Çağ'ı ve ulaştıracağım sizi ona.” (Ayetler Kitabı, VIII. Bölüm 1-4. )
Cinselliğin kutsandığı, suçluluk duygusundan arındığı, kadın ile erkeğin eşit olduğu o günler çok uzak değil. Yeter ki içimizdeki ateşi söndürmeyelim, içimizdeki insanlığı özgür bırakalım.
“Ben Şehvet'i Getiren'im. Tenin zevki ve Dünya cennetinin güzelliği bendedir. Benim tapınımımdır, vecdlerin en büyüğü.” (Ayetler Kitabı, VIII. Bölüm 10-11)

KAYNAK