Tüm yazılara dön
İsimler Satanas Fidelis

Lucifer: Işığı Taşıyan ve Şafak Getiren

Lucifer ne demek? Venüs, Sabah Yıldızı, Phosphorus, İnanna, Yeşaya 14:12 ve Satanik gelenekte Lucifer adının kökenini keşfedin.

Venüs gezegeni - NASA görseli

VENÜS (Sabah Yıldızı)


      Lucifer kelimesi ilk olarak M.Ö. 45 yılında Cicero’nun De Natura Deorum (Tanrıların Doğası Üzerine) kitabında geçer. Kitapta, insanlarla gezegenlerin tanrılarla olan bağlantısını tartıştığı bir sohbette Venüs gezegenine değinmiş ve o zamanlar iki ayrı yıldız olduğu sanılan Venüs’ün sabahki görünümüne verilen ad olan Phosphorus’un isminin Latince karşılığının Lucifer olduğunu belirtmiş, Venüs’ün rotasyonu ve kendisi hakkında bilgiler vermiştir.

     Phosphorus ismi “ışık getiren” anlamına geldiğinden, Latince en yakın karşılığı lux (ışık) ve ferre (getirmek) kelimelerinden türeyen Lucifer kelimesi doğmuştur. İlk başta şeytanla bağdaştırılmamış, yalnızca Venüs’ün sabah vakti güneşten önce doğu yönünde en parlak ışığı yayan cisim olmasından dolayı verilmiş bir ismin çevirisi olarak ortaya çıkmıştır. İlk geçtiği metin şu şekildedir:

      Huic autem proximum inferiorem orbem tenet Πυρόεις, quae stella Martis appellatur, eaque quattuor et viginti mensibus sex ut opinor deibus minus eundem lustrat orbem quam duae superiores. Infra hanc autem stella Mercurii est (ea Στίλβων appellatur a Graecis), quae anno fere vertente signiferum lustrat orbem neque a sole longius umquam unius signi intervallo discedit tum antevertens tum subsequens. Infima est quinque errantium terraeque proxima stella Veneris, quae Φωσφόρος Graece Lucifer Latine dicitur cum antegreditur solem, cum subsequitur autem Ἑωσφόρος; ea cursum anno conficit et latitudinem lustrans signiferi orbis et longitudinem, quod idem faciunt stellae superiores, neque umquam ab sole duorum signorum intervallo longius discedit tum antecedens tum subsequens.

      Türkçe çevirisi: Bir sonraki alttaki yörünge, Mars yıldızı olarak adlandırılan Pyroeis’in (ateşli) yörüngesidir ve bu, üstündeki iki gezegenle aynı yörüngeyi yirmi dört ayda, (sanırım) altı gün eksikle tamamlar. Bunun altında ise Yunanlılar tarafından Stilbon (parıldayan) olarak adlandırılan Merkür yıldızı bulunur. Zodyak’ın turunu yaklaşık bir yıl içinde tamamlar ve bazen güneşten önce, bazen de onu takip etse de, güneşten asla tek bir burç mesafesinden daha uzaklaşmaz. Beş gezegenin en alttaki ve Dünya’ya en yakın olanı Venüs yıldızıdır; güneşten önce doğduğunda Yunanca Phosphoros (ışık getiren) ve Latince Lucifer olarak adlandırılır, onu takip ettiğinde ise Hesperos denir. Bu gezegen, üstteki gezegenlerin yaptığı gibi zodyak üzerinde hareket ederek bir yılda yörüngesini tamamlar ve güneşten iki burçtan daha fazla uzaklaşmaz; bazen önünde, bazen arkasında bulunur.


      Metinde geçen Phosphorus ve Hesperos, Venüs’ün (o dönem Sümerliler bilse de Yunanlılar bu iki cismin aslında aynı cisim olduğunu bilmiyorlardı) iki ayrı hali olan sabah ve akşam görünümlerinin isimleriydi. Sabah doğu ufkunda görülen haline, bazı kaynaklarda Atlas’ın çocuklarından biri, bazı kaynaklarda ise Hesperos’un ikiz kardeşi olarak geçen Phosphorus (Φωσφόρος) denmiştir. Akşamları batı ufkunda görülen haline ise Hesperos (Ἕσπερος) adı verilmiştir.


      Phosphorus (Sabah Yıldızı) ve Hesperos (Akşam Yıldızı) olarak bilinen bu figürlerin Yunan mitolojisinde birebir anlatılan uzun ve detaylı bir hikâyesi yoktur. Onlar daha çok doğa olaylarını ve gökyüzü cisimlerini, personifikasyon (kişileştirme) ve antropomorfizm yoluyla temsil eden figürlerdir.



      Antropomorfizm: İnsan dışındaki varlıklara veya tanrılara insan özellikleri, insan formu veya davranışları atfetme durumudur.


      Başka bir deyişle, insana özgü niteliklerin insan olmayan varlıklara aktarılmasıdır.


      İnsan dışındaki varlıklara veya tanrılara insan özellikleri, insan formu veya davranışları atfetme durumudur.


      Ek bilgi: Brand*, idrarı yoğunlaştırarak ve çeşitli işlemlerden geçirerek parlak, ışık yayan beyaz bir madde elde etmiştir. Bu parlaklık, elementin en belirgin ve büyüleyici özelliğiydi. Bu yüzden Yunanca “ışık taşıyan” anlamındaki phosphoros kelimesi, elemente isim olarak verilmiştir (1669).


      Not: Bu bilgiyi verme nedenimi 4. bölümde anlayacaksınız.


      1630-1692 yılları arasında yaşamış Alman simyacı


Şeytan’ın Gezegen Venüs

      Venüs’ün gökyüzünde başladığı konuma tekrar gelmesi 19 ay sürer. Dünya’ya en yakın gezegen olup Güneş Sistemi’nde ikinci sırada yer alır ve Dünya’dan sonra en büyük altıncı gezegen konumundadır. Venüs, saat yönünde dönen tek gezegen olma özelliğine sahiptir. Dünya’ya göre yörüngesi pentagram şeklinde bir desen oluşturur (şeytanın sembollerinden biri olan pentagramın şeytana atfedilmesinin nedenlerinden biri budur). Ortalama 9 ay boyunca Sabah Yıldızı, ortalama 9 ay boyunca Akşam Yıldızı olarak görünür ve yaklaşık 3-4 hafta boyunca ise görünmez hale gelir. Venüs, dişiliği ve feminenliği sembolize eder; sembolü ♀ işaretidir. Bu sembol, aslında elinde ayna tutan bir kadını temsil etmektedir.



      Cuma günü, Venüs günü olarak bilinir. Romalılar, cuma gününe "Dies Veneris (Venüs Günü)" adını vererek bu günü Venüs’e adamışlardır. Fransızcadaki vendredi (cuma) kelimesi de bu isimden türemiştir. Germenler ise bu geleneği benimsemiş ancak kendi kültürlerine uyarlamak istemişlerdir. Venüs’ün tanrıçası olan Afrodit’i, kendi inançlarındaki Frigg/Freya ile özdeşleştirdikleri için cuma gününe Freya Günü anlamına gelen "Friday" adını vermişlerdir. Eski İngilizcede ise bu gün "Frīgedæg" olarak geçmektedir.

      Venüs, Güneş ve Ay’dan sonra gökyüzündeki en parlak nesnedir. Jüpiter ve Satürn gezegenlerini gölgede bırakır; ancak onlar gökyüzünde yükselirken Venüs asla yükselmez. Bu durum, tanrılar arasında en yüksek yere ulaşmak için gururla çabalayan ve ardından alçaltılan Sabah Yıldızı ile ilişkilendirilen mitlerin ortaya çıkışına ilham vermiş olabilir.

Sümer’ in Venüs’ ü İnnana/İşthar

      İnanna, şeytanla ilişkilendirilebilecek ve sabit yıldızı Venüs olan ilk tanrıça olarak kabul edilir (Sümer, M.Ö. 3000-2500). Aşk, güzellik, savaş ve cinsellik tanrıçasıdır. Aynı zamanda savaş tanrıçası olarak da bilinir; düşmanlarını yok eden, savaşlarda zafer getiren güçlü bir figürdür.



      Yeraltı dünyasına inişi ve dönüşü, İnanna’nın en meşhur mitidir. Bu anlatıda İnanna, yeraltına iner, orada ölür ve tekrar dünyaya döner. Bu döngü, Venüs’ün gökyüzünde kaybolup yeniden ortaya çıkmasıyla paralellik taşır.


      İnanna/İştar’ın inançlarda ilişkilendirildiği Venüs gezegeni genellikle sekiz, bazen de altı köşeli bir yıldız ile sembolize edilirdi. Yıldızın neden özellikle sekiz veya altı köşeli olarak tasvir edildiği kesin olarak bilinmemektedir.

      Venüs’ün simgesi olan sekiz köşeli yıldız, üç ana tanrıdan biri olan İnanna/İştar ile bağlantılıdır. Aynı zamanda göğü aydınlatan üç ana gök cisminden biri olduğundan, Sümer tabletlerinde Güneş ve Ay sembolleriyle birlikte yan yana yer alır. Bu durum, kozmik hiyerarşiyi sembolize eder.


      Septuaginta (MÖ 3-2 yy), İbranice Kutsal Kitap’ın (Tanah, Eski Ahit) antik Yunanca çevirisidir. O dönemde diaspora Yahudilerinin büyük bir bölümü Yunanca konuşuyor, İbraniceyi akıcı şekilde bilmiyordu. Bu çeviri, onların ibadetlerinde ve eğitimlerinde Tanrı’nın yasasını anlamalarını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Geleneksel hikâyeye göre, 72 Yahudi bilgin (her İsrail oymağından 6 kişi) Tevrat’ı 72 günde Yunancaya çevirmiştir.

      Esaye 14:12: 
      "Ey parlak yıldız, seherin oğlu, göklerden nasıl da düştün! Ey ulusları ezip geçen, nasıl da yere yıkıldın!" (Bu ayet, kralın kibirini ve göğe yükselme arzusunu anlatırken, onu gökyüzünden düşen bir sabah yıldızına benzetir.)

      Petrus 1:19: 
      "Ve peygamberlik sözü bizim için daha da sağlamlaştı. Buna, karanlık bir yerde ışık saçan bir çıra gibi dikkat etmeniz iyi olur; gün ağarıp sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek."

      Ayetin orijinal anlamında "Helel" astronomik bir terimdir; Venüs gezegeni sabah ufkunda kısa süreliğine parlak görünür, ardından Güneş’in doğuşuyla kaybolur. Bu nedenle kısa ömürlü bir ihtişamın sembolü olarak kabul edilir.

Origen ve Tevrat’taki Şeytan yorumu

      Septuaginta çevirisinde (M.Ö. 3-2. yy) Helel kelimesi Yunanca heōsphoros (şafak getirici/sabah yıldızı) olarak çevrilmiştir. Jerome’un Latince Vulgata çevirisinde (4. yy) ise bu kelime Lucifer (ışık taşıyıcı) şeklinde verilmiştir.

      Origen, De Principiis (İlkeler Üzerine) eserinde (M.S. 220-230) Septuaginta’daki heōsphoros formunu kullanır; bazı yazılarında ise phōsphoros formuna da yer verir. Ayrıca 2. Petrus 1:19’daki "phōsphoros" (sabah yıldızı) ifadesi üzerine yorum yaparken, kelimenin hem Mesih’e (pozitif anlam) hem de Yeşaya 14 bağlamında düşmüş meleğe (negatif anlam) uygulanabileceğini tartışır.

      Zamanla 2. Petrus 1:19 ve Yesaya 14:12, Batı Hristiyan geleneğinde şeytan’ın düşüşü ile ilişkilendirilmiş; böylece Lucifer ismi, şeytan’a özel bir ad gibi kullanılmaya başlanmıştır.

LUCİFER İSMİNİN 

YAYGINLAŞMASI



      William Tyndale, Testament adlı İncil çevirisinde Yeşaya 14:12 ayetini çevirirken "Lucifer" kelimesini, "morning star/day star" olarak çevirmek yerine, aslına sadık kalarak İngilizceye de Lucifer olarak geçirmiştir.

      How art thou fallen from heaven, O Lucifer, son of the morning! How art thou cut down to the ground, who didst weaken the nations!

      Bu dönemde, bu tür çevirilerde Lucifer’in Latince aslı korunarak kullanılması ve adın şeytan’ın eski ismi olarak anılması, Lucifer isminin çokça yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Şiir, Şarkı ve Kibrit 18YY-19YY


      John Milton’un Kayıp Cennet (Paradise Lost) kitabı, Havva ve Adem’in cennetten kovuluşunu anlatan epik bir şiirdir. Kitapta, Eski Ahit’in Yeşaya 14:12 bölümüne değinirken, daha önce bahsettiğimiz "ışık getiren" anlamını o dönemin İncil çevirilerine sadık kalarak Lucifer şeklinde kullanır ve şiirinde şöyle yazar:

Orijinal:

High on a Hill, far blazing, as a Mount Raised on a Mount, With Pyramids and Towers From Diamond Quarries hewn, & Rocks of Gold, The Palace of great LUCIFER, (so call That Structure in the Dialect of men Interpreted) which not long after, he Affecting all equality with God, In imitation of that Mount whereon MESSIAH was declar’d in sight of Heav’n, The Mountain of the Congregation call’d; For thither he assembl’d all his Train, Pretending so commanded to consult About the great reception of their King, Thither to come, and with calumnious Art Of counterfeited truth thus held their ears
Türkçesi:
Uzaklarda, bir tepenin üstünde, parlayan bir dağ gibi yükselmiş, Elmas ocaklarından kesilmiş piramitler ve kuleler ile, altın kayalardan oluşan, Büyük LÜCİFER’in sarayı (insanların dilinde öyle adlandırılan Bu yapıyı, yorumlandığı şekliyle) Çok geçmeden, Tanrı ile tüm eşitliği arzulayarak, MESİH’in gökyüzünün önünde ilan edildiği o dağı taklit ederek, Cemaatin Dağı olarak adlandırılan; Çünkü oraya tüm takımlarını topladı, Krallarının büyük kabulü hakkında danışmak üzere böyle emredildiğini iddia ederek, Oraya gelmek ve sahte gerçeğin kurnazca sanatıyla Böylece kulaklarını tutsak etmek için.
      Charles Sauria tarafından üretilen beyaz fosforlu bu kibritler, ani alevlenmeleri (hatta bazen paket içinde kendi kendine tutuşmaları), dengesiz alev vermeleri ve yaydıkları kötü koku nedeniyle Lucifer adını almıştır. O dönemde bu kibritler o kadar meşhur olmuştu ki halk arasında "kibrit" yerine Lucifer kelimesi kullanılmaya başlanmıştır.

Fiyatları bir peniye, hatta kutu başına yarım peniye düştüğünde, Charles Sauria, Milton’ın Kayıp Cennet eserinden esinlenerek bir slogan ortaya atmıştır: Ey Lucifer! Ne kadar da düştün!

Bu kibrit yerine Lucifer kullanımının popülerliği o kadar artmıştır ki, o dönemin şarkılarında bile geçmektedir.

  • Give me a Lucifer = Bana bir kibrit ver

  • To strike a Lucifer = Bir kibrit yakmak

  • Pack Up Your Troubles in Your Old Kit-Bag (şarkının sözlerinde bu deyimler geçer)

KAYNAKÇA









https://www.biblegateway.com/passage/?search=Isaiah%2014%3A12&version=NIV (biblegateway.com in Bing)

https://www.biblegateway.com/passage/?search=1%20Peter%201%3A19&version=SBLGNT (biblegateway.com in Bing)

https://www.biblegateway.com/passage/?search=Isaias+14%3A12&version=VULGATE (biblegateway.com in Bing)



https://archive.org/details/s8notesqueries04londuoft/page/71/mode/1up?view=theater&q=lucifer (archive.org in Bing)