Baphomet Kimdir?
Baphomet figürünü gözünüzde canlandırdığınızda ilk aklınıza gelen keçi kafalı, yarı eril
yarı dişil, bir eli yukarıda ve diğer eli aşağıda olan değişik bir görüntü canlanır. Lakin
Baphomet’in tarihsel kökeni ve nasıl ortaya çıktığı hakkında pek konuşulmaz. Kimseler
onun bir demon olduğunu bile iddia eder. Peki gerçekte ve tarihte Baphomet kimdir? Bu
sorunun cevabını bu yazıda bulmanızı umuyoruz.
Tarihsel Köken
Baphomet’in tarihsel kökenini incelemek için 1200-1313 yılları arasına bakmak gerekir.
Özellikle Haçlı Seferleri dönemine. Bu dönemde Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında
yapılan savaşlar, Baphomet’in ortaya çıkışında büyük rol oynadı.
Tapınak Şövalyeleri
Tapınak Savaşçıları veya Tempiler Şövalyeleri olarak da bilinirler. Tapınak Şövalyeleri, Haçlı Seferleri sırasında yalnızca askeri bir güç olarak değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir
otorite olarak da önemli rol oynamışlardır. Kutsal topraklarda hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan bu tarikat, zamanla büyük bir servet ve nüfuz elde etmiştir.
Ancak bu güç ve gizlilik, Tapınak Şövalyeleri hakkında çeşitli söylentilerin ortaya
çıkmasına neden olmuştur. Özellikle gizli ritüeller uyguladıkları, sapkın inançlara sahip
oldukları ve Baphomet adında bir figüre taptıkları yönündeki iddialar, tarikatın
yargılanma sürecinde sıkça dile getirilmiştir. Baphomet ismi de bu bağlamda ilk kez
resmi kayıtlarda yer almaya başlamıştır.
Entrika ve Suçlamalar
Tapınak Şövalyeleri’ne yöneltilen suçlamaların arkasında yatan en güçlü nedenlerden
biri, dönemin siyasi ve ekonomik dengeleridir. Özellikle IV. Philippe, Tapınak
Şövalyeleri’nin zamanla kazandığı güç, servet ve toplumsal itibardan rahatsızlık
duymuştur. Bu durum, tarikatı ortadan kaldırmaya yönelik planlı bir entrika sürecinin
başlatılmasına zemin hazırlamıştır.
Bu süreçte Jacques de Molay başta olmak üzere, Paris’e davet edilen Tapınak
Şövalyeleri ve ülkenin farklı bölgelerindeki üyeler eş zamanlı olarak tutuklanmıştır.
Şövalyeler; eşcinsellik, putperestlik, İsa’yı inkâr etmek ve gizli ritüeller uygulamak gibi
ağır suçlamalarla yargılanmıştır.
Bu yargılamalar sonucunda Tapınak Şövalyeleri, birçok ülkede resmî olarak faaliyet
gösteremez hâle gelmiş; bazı bölgelerde ise farklı isimler altında varlıklarını sürdürmek
zorunda kalmışlardır.
Tarikatın üst düzey yöneticileri ve özellikle Jacques de Molay, uzun süren tutukluluk ve
yargılama sürecinin ardından 1314 yılında kazığa bağlanarak yakılmak suretiyle idam
edilmiştir. Bu olay, Tapınak Şövalyeleri’nin resmî olarak sonunu simgelerken, Baphomet
figürü etrafındaki tartışmaların ve efsanelerin de kalıcı hâle gelmesine neden olmuştur.
Baphomet Heykeli
Tapınak Şövalyeleri’ne yöneltilen suçlamaların ardından, Tapınak Şövalyeleri’nin
mabedinde bir Baphomet heykeli bulunduğu iddia edilmiştir. Bu iddia, yargılama
sürecinde tarikat aleyhine sunulan en dikkat çekici unsurlardan biri olmuştur.
Ancak söz konusu heykelin gerçekten Tapınak Şövalyeleri’ne mi ait olduğu, yoksa
suçlamaları güçlendirmek amacıyla bilinçli olarak mabede yerleştirilip yerleştirilmediği,
tarihçiler arasında tartışmalı bir konudur. Dönemin yargılamalarının işkence altında
alınan ifadeler ve siyasi baskılarla şekillendiği göz önünde bulundurulduğunda, bu tür
delillerin objektifliği ciddi biçimde sorgulanmaktadır.
Bu belirsizlik, Baphomet figürünün somut bir puttan ziyade, Tapınak Şövalyeleri’ni
itibarsızlaştırmak amacıyla kullanılan sembolik ve politik bir araç olabileceği ihtimalini
güçlendirmektedir.
Muhammed – Baphomet
Haçlı Seferleri sırasında Hristiyan ordularıyla savaşan Müslüman askerlerin, çatışma
esnasında Muhammed’in adını zikrederek dini nidalar attıkları bilinmektedir. Bu isim,
Avrupalı kaynaklarda zamanla “Mahomed” gibi farklı biçimlerde telaffuz edilmeye
başlanmıştır.
Bazı araştırmacılara göre, bu telaffuz biçimi Orta Çağ Hristiyan dünyasında
şeytanileştirilmiş ve zamanla Baphomet adına dönüşmüştür. Bu dönüşümün arkasında,
dönemin yaygın düşünce biçimi olan “kendi inancım dışında kalan her şeyin şeytani
olduğu” anlayışının etkili olduğu ileri sürülmektedir.
Fonetik açıdan bakıldığında, Mahomed ve Baphomet kelimeleri arasında benzerlikler
bulunduğu görülmektedir. Bu benzerlik, Baphomet’in tarihsel olarak gerçek bir varlıktan
ziyade, kültürel, dilsel ve ideolojik bir çarpıtmanın ürünü olabileceği yönündeki görüşleri
güçlendirmektedir.
Bu yaklaşım, Ayetler Kitabı’nda da sembolik bir anlatımla ele alınmaktadır. Kitapta
Şeytan, Baphomet isminin kendisine nasıl atfedildiğini şu sözlerle ifade eder:
- “Baphomet olarak da hitap edildi bana. Bu da kilisenin bir yakıştırmasıdır yalnızca. Arabın dininin peygamberinin isminden çekilen ve onu benimle özdeşleştirmeye çalışan bir tutumdan gelir; ama ben de kabul ettim bu ismimi; çünkü bu da beni anlatıyordu insanlarıma.”
(Ayetler Kitabı, 6. Bölüm 18. Ayet)
Baphomet ve Eliphas Levi
“Baphomet” denildiğinde zihinde canlanan ilk görsel, çoğu zaman kanatlı, keçi başlı ve
simgesel öğelerle dolu o meşhur çizimdir. Ancak bu figürün kökeni Orta Çağ’a değil, 19.
yüzyıl okült literatürüne dayanmaktadır.
Bu çizimin kaynağı, Fransız okültist ve yazar Eliphas Levi'dir. Lévi, Dogme et Rituel de la
Haute Magie adlı eserinde Baphomet figürüne ayrıntılı biçimde yer vermiş; söz konusu
çizimi bizzat kendisi tasarlamıştır.
Levi'nin tasvir ettiği Baphomet, şeytani bir varlıktan ziyade, zıtlıkların birliği fikrini temsil
eden sembolik bir figürdür. Dişil ve eril unsurların bir arada bulunması, yukarıyı ve
aşağıyı işaret eden eller, ışık ve karanlık dengesi gibi detaylar; onun anlayışında
Baphomet’i metafizik ve felsefi bir simge hâline getirmektedir.
Bu nedenle günümüzde yaygın olan Baphomet imgesi, tarihsel Tapınak Şövalyeleri’nden
çok, Eliphas Levi'nin okült yorumu üzerinden şekillenmiştir.
Görselin Sembolizmi
Eliphas Levi'nin Baphomet tasvirine yakından bakıldığında, figürün rastgele çizilmediği;
aksine yoğun bir sembolik dil taşıdığı görülür. Bu semboller, okültizm, simya ve mistik
gelenekler bağlamında anlam kazanmaktadır.
“Yukarıdaki Aşağıdaki Gibidir, Aşağıdaki Yukarıdaki Gibidir”
Baphomet’in bir elinin yukarıyı, diğer elinin aşağıyı işaret etmesi, kökenini Hermetika
geleneğinden alan Hermetizm anlayışına dayanır. Yedi Hermetik Prensip’ten biri olan
Benzerlik Prensibi’ne göre, göksel olan ile dünyevi olan arasında özden gelen bir
paralellik/benzerlik bulunmaktadır.
Bu ilke, “kutsal” metinlerde de sembolik biçimde yer alır. Örneğin Tevrat’ta Tanrı’nın
(YHWH veya bizim öğretimizde Kötü Tanrı) insanı kendi suretinde yaratması ve ona
kendi ruhundan üflemesi, yukarı ile aşağı arasındaki bu benzerliğin dini bir anlatımı
olarak yorumlanabilir. Levi'nin tasvirinde el hareketleri, bu metafizik dengeyi görsel dil
ile izah etmektedir.
Solve et Coagula
Baphomet figürünün kollarında yer alan Solve ve Coagula ifadeleri, simya geleneğinden
gelir ve “çöz” ile “birleştir” anlamlarını taşır. Simyacılar için amaç, felsefe taşına
ulaşmak (mevzu bahis “taş” fiziki, maddesel bir taş değildir), ruhsal dönüşümü
gerçekleştirmektir.
Buradaki “çöz ve birleştir” öğretisi, insanın kendi benliğini parçalayarak anlaması ve
ardından bu parçaları daha yüksek bir bilinç düzeyinde yeniden bütünleştirmesi
gerektiğini simgeler.
Neden Keçi?
Keçi figürünün seçimi de tesadüfi değildir. Yahudi geleneğinde yer alan “sabat keçisi”
(günah keçisi) ritüelinde, bir keçiye toplumun günahları yüklenir ve çöle gönderilir.
Böylece günahın topluluktan uzaklaştırıldığına inanılır.
Bu anlayış zamanla, keçinin günah, uğursuzluk ve dışlanmışlıkla ilişkilendirilmesine yol
açmıştır. Günümüzde kullanılan “günah keçisi” kavramı da buradan türemiştir. Keçinin
bu tarihsel arka planı, Orta Çağ Hristiyan dünyasında onu şeytani imgelerle
özdeşleştirmiş; Baphomet tasvirinde de bu sembolizmin kullanılmasına zemin
hazırlamıştır.
Bu anlatı, Ayetler Kitabı’nda da şu şekilde ifade edilir:
- “Her hayvan kutsaldır bana; ama bazı hayvanlar bana atfedildikleri için daha kutsal gelir gözüme. İnsanların bana yakıştırdığı hayvanlardır bunlar. Keçi kutsaldır bana; çünkü yüzyıllardır insanlar benimle özleştirdiler onu bir çok ülkede. Piramitlerin ülkesinde ve binyıllar önce Eşek benim hayvanım sayıldı. Bu yüzden de kutsaldır bana. Ve gene aynı ülkede çakal ve sırtlan benim hayvanım sayıldılar. Ve çölün hayvanları yılan ve akrep bana ithaf edildiler, Seth ismimle tanınırken. Ve hipopotam benim sayıldı ve timsah. Bu yüzden kutsaldır bana bu hayvanlar.”
(Ayetler Kitabı, 5. Bölüm, 60. Ayet)
Eril – Dişil Denge
Figürde dikkat çeken bir diğer unsur, Baphomet’in androjen bir yapıya sahip olmasıdır.
Yani figür, belirli bir cinsiyeti temsil etmez; eril ve dişil unsurları denge içinde barındırır.
Bu durum, karşıtların uyumu fikrini yansıtır.
Eril ve dişilin aynı bedende birleşmesi, Baphomet’in dengeli yapısını göz önüne serer.
Sembolik Değerlendirme
Baphomet tasvirinde yer alan semboller elbette bunlarla sınırlı değildir. Ancak bu yazıda
ele alınan unsurlar, figürün temel anlam katmanlarını kavramak için yeterlidir. Levi'nin
çizimi, Baphomet’i şeytani bir put olarak değil; denge, dönüşüm ve bütünlük
kavramlarını temsil eden bir figür haline getirir.
Baphomet’in Öğretimizdeki Yeri
Baphomet figürü, öğretimizde Efendi Şeytan’ın isimlerinden biridir. Bunun sebebi
Efendi’nin kendisine atfedilen her sembolü ve ismi kabul etmesidir. Bu durumu
açıklayan birkaç ayet şu şekildedir:
- “Üzmez beni, sevmeyenlerimin ve cahillerin taktıkları isimler. Aksine, tüm ihtişamımı koyar ortaya onlar. Benden ve adlarımdan gelir, bütün ilerletici ve asil ve başkaldırıcı duygular. Albız benim; Mara benim; Seth benim; Loki derler bana; Benim, Satan Olan ve Satanas; Satanus'um ben. İblis'im; Şeytan'ım ben, içinizde Kaynayarak Uyuyan.”
(Ayetler Kitabı 1. Bölüm 2. Ayet)
- “Lucifer dediler bana, kötülüğü anlatmak için. Halbuki, ışık ve güzelliği anlatırdı Lucifer. Ben kötüyüm bu düzen için; ama değilim asla kötülük.”
(Ayetler Kitabı 1. Bölüm 3. Ayet)
- “Benim gerçek ismimi bilemez hiç kimse. İsmim zaten değildir insan dili ve kulağı için. Bu yüzden birşey ifade etmez size. Bana yakıştırılan isimler sizler tarafından üretilmişlerdir daima. Ama benim için ve sizin için bu, önemli değildir. Ben bana verilen her ismi benimserim. İster yüceltmek için, ister aşağılamak için. Beni aşağılamak için veya sizi benden korkutmak için verilen isimler benimsenerek tarafımdan, birer ziynet haline gelmişlerdir üzerimde.”
(Ayetler Kitabı, 6. Bölüm 1, Ayet)
- “Çok fazladır, tarihiniz boyunca bana takılan isimler. Hepsi de geçerlidir benim açımdan, çağırmak için benim kudretimi. En fazla kullanılan isimlerim, kitabımın sizin aleminize geçirildiriği ülkede, en önemli isimlerim sayılırlar bu ülke için. Yoksa yokturisimlerimin birbirinden farkı. Ne biri daha görkemlidir ve ne de güçlü. Ne de sıralamada daha önde.”
(Ayetler Kitabı, 6. Bölüm 2. Ayet)
Buna karşılık kitapta iki kısımda Efendi, kendine adanan isimleri sayar. İlki ilk bölümde,
ikincisi ise altıncı bölümün birkaç ayetinde:
- "Baphomet olarak da hitab edildi bana. Bu da, kilisenin bir yakıştırmasıdır yalnızca. Arabın dininin peygamberinin isminden çekilen ve onu benimle özdeşleştirmeye çalışan bir tutumdan gelir; ama ben de kabul ettim bu ismimi; çünkü bu da beni anlatıyordu insanlarıma."
(Ayetler Kitabı, 6. Bölüm 18. Ayet)
Kapanış
Bu bilgiler ışığında Baphomet hakkında şu temel noktaları vurgulayabiliriz:
- Baphomet ismi, tarihsel süreçte Muhammed isminden türemiş ve farklı kültürel algılarla şekillenmiştir.
- İlk Baphomet heykeli, Tapınak Şövalyeleri’nin tapınağında ortaya çıkmıştır; kökeni tartışmalı olmakla birlikte, tarikat aleyhine kullanılan bir sembol olma ihtimali yüksektir.
- Günümüzde bilinen Baphomet çizimi, Eliphas Levi tarafından tasarlanmış ve zengin sembolizmiyle modern okültizmdeki yerini almıştır.
- Baphomet, “şeytani” bir figür olarak algılanmış ve bu nedenle Efendi Şeytan tarafından benimsenmiştir.
Bu noktalar, Baphomet’in tarihsel, sembolik ve kültürel bağlamını özetlemekte ve
figürün tekil bir put değil, çok katmanlı bir sembol olduğunu göstermektedir.
Bu yazı Satanas Fidelis tarafından "Baphomet" figürü hakkında bilgi paylaşmak için yazılmıştır. Daha fazla bilgi için topluluğumuza gelebilirsiniz.
Kaynakça
Éliphas Lévi – Dogme et Rituel de la Haute Magie
Malcolm Barber – The Trial of the Templars
Dan Jones – The Templars: The Rise and Spectacular Fall of God's Holy Warriors
Jeffrey Burton Russell – The Devil: Perceptions of Evil from Antiquity to Primitive Christianity
Jeffrey Burton Russell – Lucifer: The Devil in the Middle Ages
Wouter J. Hanegraaff – Western Esotericism: A Guide for the Perplexed