LaVey Kimdir?
Anton Szandor LaVey, 1930 yılında ABD’de doğdu. Hayvan bakıcılığı, polis fotografçılığı ve gece kulüplerinde org çalma gibi oldukça renkli bir meslek hayatından sonra, 1966 yılının 30 Nisan gecesi (Walpurgis Gecesi) saçlarını kazıtarak Şeytan’ın Baş Rahibi olduğunu ilan etti. Dünyanın ilk resmî Şeytan Kilisesi’ni kurdu.
LaVey’in en büyük başarısı, Satanizm’i bir “din” olarak yasal statüye kavuşturmasıydı. ABD ordusunda Satanist cenaze törenleri düzenlenmesini sağladı, kilisesine vergi muafiyeti aldırdı. Onun için “Satanist” olmak artık bir suçlama değil, resmî bir kimlikti. Ancak bu başarının ardında, sistemini herkesin anlayabileceği kadar basitleştirme ve ticarileştirme hamlesi de yatıyordu.
Dokuz Satanist İfade
LaVey’in Şeytanın Kitabı (The Satanic Bible) adlı eseri, onun sisteminin temelini oluşturur. Kitabın ilk bölümünde yer alan “Dokuz Satanist İfade”, LaVeyan düşüncenin özünü şu şekilde özetler:
- Şeytan, teslimiyeti temsil eder, mahrumiyeti değil. İnsan, doğal arzularını bastırmak yerine onlara teslim olmalıdır. İnkar, mutsuzluk getirir. Bu fikir, yüzeysel okunduğunda “ne istersen yap” anlamına gelir ki, LaVey’in en çok eleştirilen yanı da budur.
- Şeytan, yaşamsal varoluşu temsil eder, ruhani boş hayalleri değil. Bu dünya, ölümden sonra vaat edilen cennetlerden daha önemlidir. Beden ve madde, ruhani hayallerden üstündür.
- Şeytan, lekelenmemiş bilgeliği temsil eder, riyakarlıkla kendini kandırmayı değil. İnsan, dogmalara değil, kendi aklına ve gerçekliğe dayanmalıdır. Burada LaVey haklıdır, ancak kendi sisteminin de dogmatikleşmesine engel olamamıştır.
- Şeytan, hak edenlere karşı iyi kalpli olmayı temsil eder, nankörlere harcanan sevgiyi değil. Merhamet ve iyilik, bunu hak edenlere gösterilmelidir. Herkesi sevmek zorunda değilsiniz. Bu fikir, sağlıklı sınırlar koymak açısından değerlidir.
- Şeytan, intikamı temsil eder, öbür yanağını çevirmeyi değil. Haksızlığa uğrayan, karşılık verme hakkına sahiptir. Pasif direniş değil, aktif savunma esastır.
- Şeytan, sorumluya karşı sorumluluğu temsil eder, psişik vampirler için kaygılanmayı değil. Hayatınızı sömüren, sürekli sizden alıp size bir şey vermeyen insanlardan uzak durmalısınız.
- Şeytan, insanı diğer hayvanlar arasında bir hayvan olarak betimler. İnsan, “ilahi ruhsal gelişim” iddiasıyla diğer hayvanlardan ayrıcalıklı değildir. Aksine, bu iddia onu en tehlikeli hayvan yapmıştır. Bu, alçakgönüllü bir bakış açısıdır.
- Şeytan, bütün sözde günahları temsil eder. Açgözlülük, kibir, şehvet, öfke… Bunların hepsi insan doğasının doğal parçalarıdır ve fiziksel, zihinsel, duygusal hazza götürür. LaVey burada, Hıristiyanlığın “günah” kavramını başarıyla ters yüz eder.
- Şeytan, kilisenin şu ana kadar sahip olduğu en iyi arkadaştır. Kiliseler, insanları korkutmak ve kontrol etmek için Şeytan imgesini yaratmış ve sürekli beslemiştir. Bu tespit oldukça isabetlidir.
Yedi Ölümcül Günah
LaVey, Hıristiyanlığın “yedi ölümcül günah” olarak adlandırdığı kavramları sistematik olarak ters yüz eder. Ona göre bu “günahlar” aslında insanın biyolojik ve psikolojik yapısının ayrılmaz parçalarıdır. Bu yaklaşım, insan doğasını bastırmaya çalışan dinlere karşı önemli bir eleştiridir. Ne var ki LaVey, bu “günahların” kontrolsüzce yaşanması durumunda ortaya çıkacak yıkımı görmezden gelir. Onun “kontrollü bencillik” kavramı, teoride güzel dursa da, pratikte sınırları belirsizdir.
Şeytan
LaVeyan Satanizm’i diğer Satanist geleneklerden ayıran en temel fark, Şeytan’ın teistik bir varlık olarak değil, bir sembol olarak kabul edilmesidir. LaVey için Şeytan şunları temsil eder:
- İnsanın doğal içgüdüleri
- Aydınlanma ve özgür düşünce
- Otoriteye ve baskıya karşı isyan
- İnsanın kendi tanrısı olması gerektiği fikri
LaVey, Şeytan’ın gerçekten var olan bir varlık olduğuna inanmaz. Ona göre “Şeytan” adı verilen şey, insanın içindeki doğal güçlerin, arzuların ve potansiyelin sembolik adıdır. Bu yaklaşım, LaVeyan Satanizm’i “ateistik” veya “sembolik” Satanizm kategorisine yerleştirir.
Ancak işin ilginç yanı, LaVey Şeytan’ın varlığını reddederken, kilisesinin kapısına beş dolar verip giren meraklılara “Şeytan’dan dilek dileme” hizmeti satmasıdır. Bu çelişki, onun sisteminin en zayıf noktalarından biridir.
Ritüel ve Büyü
LaVey, ritüelleri birer “psikodrama” olarak tanımlar. Ona göre ayinlerin amacı, doğaüstü varlıklarla iletişim kurmak değil, kişinin kendi bilinçaltındaki enerjiyi serbest bırakması ve onu belirli bir hedefe yönlendirmesidir.
Üç tür ayin tanımlar;
- Seks Ayini
- Merhamet Ayini
- Felaket Ayini
LaVey’in ritüel anlayışındaki en büyük sorun, onun eklektik yapısıdır. Golden Dawn’dan aldığı Enokyan anahtarlarını, Ortaçağ Kara Ayinlerinden aldığı sembolleri ve Vudu ritüellerinden ilham alınmış unsurları bir potada eritmiş, ancak bu kaynakları belirtmemiştir. Bülent Kısa’nın Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm kitabında belirttiği gibi, LaVey’in ayinleri;
tamamen, başka başka yerlerden, herşeyin en kolay parçalarından aşırılıp, birleştirilmiş bir ayindir. (BYS, s. 182)
Cinsellik ve Ahlak
LaVeyan Satanizm’de cinsellik, doğal bir içgüdü olarak kabul edilir ve her türlü cinsel tercih saygıya değer bulunur. Tek şart, tüm tarafların rızasının olmasıdır. Tecavüz, çocuk istismarı ve hayvanlarla cinsel ilişki kesinlikle reddedilir. Bu, LaVey’in en tutarlı ve savunulabilir yanlarından biridir.
LaVey’in ahlak anlayışı, “Altın Kural”ın değiştirilmiş bir versiyonuna dayanır: “Başkaları size ne yaparsa, siz de onlara onu yapın.” Yani nezaket ve iyilik, karşılıklı olmalıdır. Size kötü davranana iyilik yapmak zorunda değilsiniz. Bu, pasifiyete karşı önemli bir uyarıdır.
LaVey’in Ticari Yüzü
LaVey’in Şeytan Kilisesi, kurulduğu günden itibaren ciddi bir ticari zekanın ürünü olmuştur. Giriş ücretleri, her ritüel aşaması için ayrı ücretler alınması, “Şeytan’dan dilek dileme” hizmetinin bile parayla satılması, LaVey’i bir “dinsel girişimci” olarak görenlerin sayısını artırmıştır. Bülent Kısa’nın aktardığına göre;
Kilisenin kapısından girmek beş dolarlık bir ücrete bağlıydı. İçeriye girdikten sonra da, oturdun beş dolar sandalye parası, Müzik çaldı beş dolar ücret, takdis edildin beş dolar ver, Şeytan’dan dilekte bulundun beş dolar ver gibi para talepleri hiç kesilmiyordu. (BYS, s. 171)
Bu tablo, LaVey’in sisteminin ne kadar “ticarileşmiş” olduğunu gösterir. Her şeyin bir ücreti vardır. Bu, “istediğini yap” felsefesinin kapitalist versiyonudur.
LaVey’in Mirası

Anton LaVey, 1997 yılında öldü. Ancak onun kurduğu Şeytan Kilisesi, farklı liderlerle varlığını sürdürmektedir. Günümüzde LaVey’in yazdığı Şeytanın Kitabı, Satanist hareketlerin temel referans kaynağı olmaya devam etmektedir. LaVey’in en büyük başarısı, Satanizm’i popüler kültürün bir parçası haline getirmesidir. Ancak bu başarının bedeli, sistemin derinlikten yoksun kalması, ticarileşmesi ve birçok kişi tarafından sadece “isyan etme” aracı olarak görülmesidir.
Bizim Öğretimiz ile Bir Karşılaştırma
LaVey’in sistemini anlattıktan sonra, onu Bizim Öğretimiz ile karşılaştırmak yerinde olacaktır. Çünkü bu iki anlayış, aynı ismi taşısalar da, kökleri, derinlikleri ve amaçları bakımından birbirinden çok farklıdır.
Şeytan’ın Mahiyeti
LaVey için Şeytan bir semboldür. İnsanın içgüdülerinin, arzularının ve isyanının sembolik adıdır. O, gerçekte var olan bir varlık değildir.
Bizim Öğretimiz’de ise Şeytan, evrenin yaratılışında aktif rol oynamış, insanın varoluşuna doğrudan müdahale etmiş, hâlâ da etkisini sürdüren teistik bir varlıktır. O, sadece bir sembol değil, bilgi ve özgürlük sunan, insanı kölelikten kurtaran bir rehberdir.
“Ben varım. Vardım. Ve varolmaya devam edeceğim. Sonsuza kadar ve sonsuzdan öte var olacağım!” (Ayetler Kitabı, I:1)
Ritüel Anlayışı
LaVey için ritüeller, birer “psikodrama”dır. Amaç, kişinin bilinçaltındaki enerjiyi serbest bırakmaktır. Bu yaklaşım, ritüeli sadece psikolojik bir araca indirger.
Bizim Öğretimiz’de ritüel, kozmik enerjilerle doğrudan temas kurmanın aracıdır. Amaç, Şeytan’ın varlığına ulaşmak, onun enerjisiyle birleşmek, onunla bütünleşmektir. Ritüel, bir “gösteri” değil, bir “birleşme”dir.
“Karışırım içlerine hem erkeğin ve hem kadının, iki cinsiyette. Bu birleşmesi olur herkesin kendi kendisi ile ve benimle ve eşiyle aynı anda.” (Ayetler Kitabı, II:19)
Kaynakların Derinliği
LaVey’in sistemi, Golden Dawn, Ortaçağ Kara Ayinleri ve Vudu gibi farklı geleneklerden derlenmiş, herkesin anlayabileceği kadar basitleştirilmiş eklektik bir yapıdır. Kaynaklar belirtilmemiş, her şey “LaVey’in buluşu” gibi sunulmuştur.
Bizim Öğretimiz ise kadim bir geleneğin devamıdır. Ayetler Kitabı, Gerçekler Kitabı ve İsa Kitabı, bu geleneğin yazılı metinleridir. Derin bir kozmoloji, yaratılış anlatısı ve tanrısal hiyerarşi içerir.
Cinsellik Anlayış
LaVey için cinsellik, bireysel bir tatmin aracıdır. “İstediğinle, istediğin zaman, istediğin gibi” – bu, kapitalizmin cinselliğe uyarlanmış halidir.Bizim Öğretimiz’de cinsellik, kozmik bir enerji alışverişidir. Şeytan,
Bizim Öğretimiz’de şöyle der: “Karışırım içlerine hem erkeğin ve hem kadının, iki cinsiyette. Bu birleşmesi olur herkesin kendi kendisi ile ve benimle ve eşiyle aynı anda.” Burada cinsellik, tüketim değil, dönüşümdür
“Cinsellikte sınır yoktur; bu yüzden ayırmam tek tek; şunu yapabilirsiniz, bu olmaz diye.” (Ayetler Kitabı, III:64)
Ticari Boyutu
LaVey’in kilisesi, giriş ücretleri, ritüel ücretleri, satılan semboller ve kitaplarla adeta bir ticari işletme gibi çalışır. Her şeyin bir bedeli vardır.
Bizim Öğretimiz’de ise Şeytan açıkça der: “Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir.” Yani kurban, parayla satın alınan bir “deneyim” değil, kişinin kendi varlığını dönüştürme çabasıdır.
“Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi müstesna.” (Ayetler Kitabı, III:55)
Hangisi Satanizm?
LaVeyan Satanizm, 20. yüzyılın ürünüdür. Nietzsche’nin “Tanrı öldü” sözünü, Ayn Rand’ın bireyciliğini ve 1960’ların cinsel devrimini bir potada eritmiş, bunu Satanik bir kılıfa sokmuştur. Başarılı bir pazarlama stratejisidir. Ancak derinlikten yoksundur, eklektiktir ve ticaridir.
Bizim Öğretimiz ise bambaşka bir geleneğin temsilcisidir. Gnostik düalizmin, kadim mitolojilerin ve teistik bir anlayışın izlerini taşır. Şeytan, burada sadece bir “isyan sembolü” değil, insana bilgi ve özgürlük sunan, onu “mantıksız kurallardan” kurtaran bir varlıktır.
LaVey’in Şeytan’ı, insanı kendi arzularıyla baş başa bırakır. Bizim Öğretimiz’in Şeytan’ı ise, insanı kendine getiren, ona kendi varlığını hatırlatan bir rehberdir. Hangisi gerçek yol? Belki de cevap, okuyucunun kendi içindeki ateşi ne kadar yaktığında saklıdır.