Tüm yazılara dön
Sembolizm Satanas Fidelis

13 Sayısı ve Satanizm Arasındaki Bağlantı Nedir?

13 sayısının Satanizm ile bağlantısını Ayetler Kitabı, Hristiyanlık, İskandinav mitolojisi, 13. Cuma ve farklı kültürler üzerinden inceliyoruz.

13 Sayısı ve Satanizm Arasındaki Bağlantı Nedir?

 13 Sayısı Ve Satanizm

İlk olarak konuya Şeytan’ın vahiy kitabı olan Ayetler Kitabı’ndan bir alıntı ile başlayalım:

“Her insanım, bu Ayetler Kitabı’ma sahip olmalı ve okuyup onu düşünmeli zaman zaman. Sayınız artmaya başlayınca bir toplum olursunuz, kendi aranızda. Toplumunuz genişleyince, sayınızı asla on üçten fazla yapmamalısınız! Ne zaman ki on dördüncü kişi girer toplumunuza ya da duruma göre, on üçüncü kişi girince, toplumdan eski olan biri veya eşi varsa, ikisi ayrılmalılar. Ayrılanlar da yavaş yavaş kendi toplumlarını kurmalıdırlar. Kurucular, ilk başta o toplumun başıdırlar.”

Bu ayette odaklanmamız gereken kısım, toplulukların 13 kişiden oluşmasıdır. Toplulukların 13 kişiden oluşmasının temel amacı, insan sayısını az tutarak toplumun daha kolay gizlenmesini sağlamak olsa da bu durum aynı zamanda bir gelenektir.


Cadılık ve Covenlar

Örnek vermek gerekirse, cadılıktaki covenları inceleyebiliriz.

“Coven” kelimesi genellikle bir cadı topluluğunu ifade etmek için kullanılır. Bu kelime, Latince’de “bir araya gelmek” anlamındaki convenserine kelimesinden türemiştir. Covenlar, Satanizm topluluklarında olduğu gibi 13 kişiden oluşur.


Hristiyanlıkta 13 Sayısı

13 kişiden oluşan bir topluluğa verilecek en iyi örneklerden birisi İsa ve havarileridir. Ayrıca 13 sayısının uğursuzluğuna da güzel bir örnek niteliği taşır. İsa’nın 12. havarisi olan Yahuda (Judas), İsa’ya ihanet etmiş ve yerini Roma askerlerine söyleyerek çarmıha gerilmesine sebep olmuştur. Son Akşam Yemeği’nde İsa ile birlikte 13 kişi bulunur. Ve bu yemekte İsa, havarilerden birinin kendisine ihanet edeceğini söyler ve dediği gibi de olur. Konu ile ilgili İncil’deki bazı ayetlere göz atalım:

Matta 26:14-16:
“O sırada Onikiler’den biri –adı Yahuda İskariot olanı– başkâhinlere giderek, ‘O’nu ele verirsem bana ne verirsiniz?’ dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler. Bundan sonra Yahuda, İsa’yı ele vermek için uygun bir fırsat kollamaya başladı.”

Markos 14:10-11:
“O sırada Onikiler’den biri olan Yahuda İskariot, başkâhinlere giderek, ‘O’nu size teslim edersem bana ne verirsiniz?’ dedi. Onlar da otuz gümüş tartıp ona verdiler. Bundan sonra Yahuda, İsa’yı ele vermek için uygun bir fırsat kollamaya başladı.”

Luka 22:3-6:
“Şeytan, Onikiler’den biri olup İskariot diye adlandırılan Yahuda’nın yüreğine girdi. Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla konuşarak, İsa’yı onlara teslim etmek için nasıl bir fırsat bulabileceğini aramaya başladı.”

Yuhanna 12:4-6:
“Ama öğrencilerinden biri, İsa’ya sonradan ihanet eden Yahuda İskariot, ‘Bu yağ neden üç yüz dinara satılıp parası yoksullara verilmedi?’ dedi. Bunu, yoksullarla ilgilendiği için değil, hırsız olduğu için söylüyordu. Ortak para kutusu ondaydı ve kutuya konulandan aşırıyordu.”

Matta 26:20-25:
İsa, akşam yemeği sırasında, “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri bana ihanet edecek” diyerek öğrencilerini uyarır. Yahuda İskariot’un kim olduğunu sorması üzerine, İsa ona, “Söylediğin gibidir” yanıtını verir.

Markos 14:17-21:
İsa, akşam yemeği sırasında, “Sizden biri bana ihanet edecek” diyerek öğrencilerini uyarır. Yahuda İskariot’un kim olduğunu sorması üzerine, İsa ona, “Onikiler’den biridir, ekmeğini benimle birlikte sahana batırandır” yanıtını verir.

Luka 22:21-23:
İsa, akşam yemeği sırasında, “Ama bakın, ihanet edenin eli benimle birlikte sofradadır” diyerek öğrencilerini uyarır. Yahuda İskariot’un kim olduğunu sorması üzerine, İsa ona, “Onikiler’den biridir” yanıtını verir.

Yuhanna 13:21-30:
İsa, akşam yemeği sırasında, “Size doğrusunu söyleyeyim, biri beni ele verecek” diyerek öğrencilerini uyarır. Yahuda İskariot’un kim olduğunu sorması üzerine, İsa ona, “Sana ekmeği batırıp vereceğim” diyerek yanıtlar. Bundan sonra Yahuda İskariot ekmeği alır ve dışarı çıkar.

Bu ayetlerden de anlaşıldığı üzere Son Akşam Yemeği’ndeki 13. kişi olan Yahuda, İsa’ya ihanet etmiştir. Bu da 13 sembolizminin Hristiyanlıkta da yer edindiğini gösterir.

İskandinav Mitolojisinde 13 Sayısı

İskandinav mitolojisinde Loki, 13. tanrıdır. Kendisi çoğunlukla kaos ile özdeşleştirilen düzenbaz tanrıdır. Loki’nin diğer tanrılar tarafından sevilmemesinin en büyük sebeplerinden biri de Baldur’un ölümüne sebep olmasıdır. Baldur’un ölümü mitolojide şöyle anlatılır:

“Balder, kâbuslarında yakında öleceğini görmeye başlamıştı ve bu yüzden Odin, ölülerin krallığı Hel’e şüphelenecek bir şey olup olmadığına bakmaya gitti. Orada bir kadınla konuştu ve kadın ona Balder’in gelişine hazırlık yaptıklarını söyledi. Bu durumu duyan annesi Frigg, herkesi Balder’e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi. Artık hiçbir şekilde yara almayan Balder, diğer tanrıların hedef tahtası olmuştu. Hepsi atıcılık becerilerini Balder üzerinde deniyorlardı. Ama Frigg ökse otunu unutmuştu ve Loki bu durumu fark etti. Balder’in kör kardeşi Hod’a ökse otundan yapılmış bir ok vererek Balder’a nişan almasını sağladı. Ok Balder’in tam kalbine geldi ve hemen öldü...”

Bir diğer önemli olay ise Thor’un karısı Sif’in saçlarını kaybetmesidir. Bu olay mitolojide şöyle anlatılır:

“Loki bir gün Thor’un karısı Sif’in saçlarını keser, bunu duyan Thor öfkeyle Loki’yi yakalar. Loki, Thor’un elinden kurtulmak için hatasını telafi etmek üzere el becerilerinde usta olan cücelere gidip Sif için altından saçlar yaptırabileceğini söyler...”

Bu olaylardan anladığımız üzere Loki, sürekli olarak tanrılar arasında sorun çıkartan ve işleri yokuşa süren bir tanrıdır. Lakin kendisi bir bakıma mitolojinin olmazsa olmaz bir parçasıdır ve ortaya çıkardığı kaos, yerini eskisinden daha iyi bir düzene bırakır.

Kutsal Günler ve 13 Sembolizmi

Makalenin başında gösterdiğim ayetin bir benzeri yine Ayetler Kitabı’nda mevcuttur:

“Kitabım, on üç günde yazılmış ve yine Karanlığın Kahini tarafından hıfzedilmiştir. Bundan sonra, sonsuza kadar, bu kitabın yazıldığı 27 Haziran ve 9 Temmuz tarihlerinin arası, sizin kutlamanız olsun. Amen.”

Bu ayette yine 13 sembolizmi vardır ve tarihte de 13 sayısının çeşitli etkileri olmuştur. Şimdi de bu tarihlere göz atalım.

13. Cuma

Birçok kişinin bildiği “13. Cuma” isimli korku filmi serisindeki 13 sembolü dikkatinizi çekmiştir belki. 13 sayısının uğursuz olduğunu illa ki duymuşsunuzdur ama neden özellikle cuma günü seçilmiş? Bu sorunun cevabı için Tapınak Şövalyeleri’ne göz atmamız lazım.

Hristiyan hacılar, yolculukları sırasında Müslümanların kontrolündeki topraklardan geçmek zorundaydı. 1118 yılında Hugues de Payens isimli Fransız bir soylu, hac yolculuğu yapan Hristiyanların güvenliğini korumak için sekiz şövalyeyle birlikte askerî bir tarikat kurdu. Payens, bu küçük tarikatın ilk büyük üstadıydı. İsa’nın Yoksul Askerleri ve Süleyman Tapınağı’nın Takipçileri ismiyle kurulan tarikat kısa zamanda büyüdü. Ünü yayıldıktan sonra ise Tapınak Şövalyeleri olarak anılmaya başladı.

Tapınak Şövalyeleri, Kudüs’ün hükümdarı Baldwin II’nin desteğiyle şehrin kutsal Tapınak Dağı’na karargâh kurdular. Müslümanların Zeytin Dağı olarak isimlendirdiği bu bölge, Mescid-i Aksa’ya oldukça yakın bir bölgede konumlanmaktaydı. Aynı zamanda Süleyman Tapınağı’na ait kalıntıların burada olduğuna inanılmaktaydı. Tapınakçılar burada birbirlerine Hristiyan hacıları koruma sözü verdiler.

Clairvaux’lu Bernard, Tapınak Şövalyeleri’ni destekleyen “Yeni Şövalyeliğe Övgü” isimli bir metin yazdı. Bu metin din adamları üzerinde büyük bir etki bıraktı. 1139 yılında Papa II. Innocent, Tapınak Şövalyeleri’nin özerkliğini tanıyan Papalık fermanı yayımladı. Bu fermanla Tapınakçılar vergi ödemekten muaf tutuldu, kendi konuşmalarıyla propaganda yapmalarına izin verildi. Tapınak Şövalyeleri artık bir eylem gerçekleştireceği zaman Papa dışında kimseden izin almak zorunda değildi.

Papa’nın bu desteğinden sonra tarikat, Avrupa’nın zengin aileleri tarafından desteklenmeye başladı. Kısa bir süre içinde şövalyelerin sayısı yirmi bine ulaşmıştı ki bu sayı o dönem için çok yüksekti.

Tapınak Şövalyeleri, bankacılık ve para transferinin ilkel bir formunu bularak muhteşem bir mali nüfuz kazandı. Hacılar Avrupa’daki tapınakçılara paralarını yatırıyor, bu parayı kutsal topraklarda başka bir tarikat üyesinden geri alıyordu. Tapınak Şövalyeleri’nin oluşturduğu bu sistem, günümüzdeki çekle ödeme yapma yöntemine oldukça benziyordu. Aslında Tapınakçılar Avrupa’nın ilk bankacılık sistemini kurmuşlardı.

Fransa’da bulunan Paris Tapınağı, şövalyelerin merkez bankasıydı. Burada sıkı güvenlik önlemleri alındığı için herkesin parası güvende olurdu. Tapınakçıların finansal hizmetleri o kadar gelişmişti ki Papa ve krallar, finansal ihtiyaçlar için tapınakçılara güvenirdi. Ancak bu sistemden en çok yararlanan hiç kuşkusuz hacılardı. Avrupa’daki tarikat üyesine parasını yatırmış bir hacı, tarikattan şifrelenmiş ve sadece üyelerin çözebileceği bir mektup alıyordu. Daha sonra parayı yatıran kişi gideceği yerde başka bir üyeye mektubu veriyor, mektup çözülüyor ve ödeme yapılıyordu. Böylece hacıların can ve mal güvenliği sağlanmış oluyordu.

Tapınak Şövalyeleri’nin kuralları o kadar katıydı ki hiçbir tarikat üyesinin annesini öpmesine dahi izin verilmiyordu. İçki içemez, kumar oynayamaz ve küfür edemezlerdi. Dua günlük yaşamlarının bir parçası olmuştu. Özellikle Meryem Ana’ya özel bir hayranlık duyuyorlardı. Kırmızı haç sembolü onların imzası olmuştu. Kıyafetlerinde ya da belgelerde bu imza mutlaka bulunurdu. Tarikat, mali özerklik kazandıkça boyut ve statü olarak büyüdü. Böylece Batı Avrupa’da Tapınak evlerine bağlı farklı alanlardan sorumlu bölümler oluştu.

13 Ekim 1307 Cuma günü, tarikatın o zamanki büyük üstadı Jacques de Molay da dâhil olmak üzere çok sayıda Fransız tapınakçı tutuklandı. Şövalyelerin çoğu; sapkınlık, eşcinsellik, mali yozlaşma, şeytana tapma, dolandırıcılık, çarmıha tükürme gibi sahte suçlamaları itiraf edene kadar işkence gördü. 1312 yılında Kral Philip’in baskısı altında Papa V. Clement, gönülsüzce Tapınak Şövalyeleri’ni feshetti. Bu olaydan sonra Tapınak Şövalyeleri’nin tüm mal varlığı Hospitalier Şövalyeleri’ne geçti. Birkaç sene sonra yüzlerce Tapınakçı, sahte itirafları nedeniyle Paris’te diri diri yakıldı. Üstat de Molay ise 1314 yılında idam edildi. Öte yandan Kral Philip ve İngiltere Kralı II. Edward, Tapınak Şövalyeleri’nin çoğu mülküne el koydu.

Buradan anlayacağımız üzere 13. Cuma’nın bu kadar önemli olmasının sebebi, Tapınak Şövalyeleri’nin 1307 yılında, 13 Ekim Cuma günü tutuklanmalarıdır.


Tarot’ta 13 Sayısı

Tarot destesindeki 13. kart, Ölüm kartıdır.


13. Burç ve Yılan Burcu

Burçlar deyince muhtemelen hepinizin aklında 12 sayısı canlanır ama gelin Zodyak’ın 13. burcu olan yılan burcuna bakalım. Burçların mitolojik hikâyeleri vardır. Şimdi yılan burcunun Yunan mitolojisindeki hikâyesine bakalım.


Asklepios ve Yılan

Girit’te bir keresinde, Kral Minos’un küçük oğlu Glaucus, oyun oynarken bal kavanozuna düştü ve boğuldu. Asklepios, Glaucus’un cesedini düşünürken bir yılan ona doğru süründü. Yılanı asasıyla öldürdü. Sonra başka bir yılan ağzında bir otla geldi ve onu ölü yılanın vücuduna koydu ve yılan sihirli bir şekilde hayata döndü. Asklepios aynı otu aldı ve sihirli bir şekilde dirilen Glaucus’un vücuduna koydu.

Bu olay nedeniyle Hyginus, Ophiuchus’un gökyüzünde bir yılan tutarken gösterildiğini, yılanların her yıl derilerini döktüğü ve böylece görünüşte yeniden doğdukları gerçeğinden iyileşmenin sembolü hâline geldiğini söylüyor.


13 Sayısının Farklı Kültürlerdeki Yeri

Mayalarda 13 Sayısı

Hazır 13 sayısının olumlu yönünden bahsetmişken Mayalardan da bahsedelim.

Maya takviminde 13 günlük “Trekana (tirekana)” isimli bir döngü vardır ve burada da her bir günün kendine has bir titreşimi vardır. Bunlara 13 ton adını veririz; müzikal anlamda kullanılan ton bizim için iyi bir benzetme olacaktır. 13, Mayalara göre ilahi planın sayısıdır. Biz de bu 13 tondan birinde doğduğumuza göre ilahi plan ile aramızdaki ilişkiyi bu tona bakarak anlayabiliriz. Mayalar 13 sayısını, bu sayıya mal edilen batıl inançların tersine ilahi olarak kabul ederler.


Batıda 13 Sayısı Neden Uğursuz Kabul Edilir?

13 sayısının Batıda uğursuz sayılmasının en büyük sebeplerinden birisi, tarihsel bakımdan yaşanan bazı tesadüflerdir.

Bu tesadüflerden birisi de Muhammed’in 571 yılında doğmasıdır ki aslında bu da kesin değildir. 571 sayısının rakamlarının toplamı 13 yapar.

Bir diğer husus ise İstanbul’un fethidir. 1453 sayısının rakamlarının toplamı 13 yapmaktadır.


Hammurabi Kanunları ve 13 Sayısı

Şimdi de biraz daha eskiye yani Mezopotamya’ya gidelim. Hammurabi Kanunları, MÖ 1760 yılı civarında Mezopotamya’da ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunlarından biridir.

Toplamda 282 maddeden oluşan bu kanunların içinde 13. madde yoktur. Bunun nedeni tam olarak bilinmese de 13 sayısının Mezopotamya kültüründe uğursuz sayılma ihtimali vardır.


Antik Mısır’da 13 Sayısı

Antik Mısır inancında ruhun geçtiği 13 aşamadan bahsedilir. Bu aşamalar sırasıyla şunlardır:

  1. Duat’a Giriş: Ruh, Duat’a (yeraltı dünyası) giriş yapar ve burada çeşitli engellerle karşılaşır.

  2. Gölge Alanı (Khu): Ruh, gölgeler ve karanlıklar arasında yol alır.

  3. Ateşli Alan (Aaru): Ateşli bölgelerden geçerken ruhun saflaştırılması sağlanır.

  4. Su Engeli: Su engellerini aşarak ruh, arınma sürecini tamamlar.

  5. Yılanların Bulunduğu Bölge: Yılanların bulunduğu bu alanda ruh, korkularını yenmelidir.

  6. Karanlık Bölge: Karanlık bölgeleri geçerek ruh, ışığa ulaşır.

  7. Ağırlık Tartma: Ruhun kalbi, Maat’ın tüyüyle tartılır; dengeyi sağlamak için ruhun saf olması gerekir.

  8. Amenti’ye Yolculuk: Ölülerin ruhları, Amenti’ye (öbür dünya) doğru yol alır.

  9. Tanrıların Mahkemesi: Ruh, tanrıların huzurunda yargılanır ve aklanır.

  10. Amenti’nin Kapıları: Ruh, Amenti’nin kapılarını geçerek sonsuz hayata adım atar.

  11. Amenti’nin Bahçeleri: Ruh, Amenti’nin bereketli bahçelerinde huzur bulur.

  12. Amenti’nin Işığı: Ruh, Amenti’nin ışığına ulaşarak aydınlanır.

  13. Amenti’nin Tanrılarıyla Birlik: Son olarak ruh, Amenti’nin tanrılarıyla birleşerek ebedi huzura kavuşur.

Hinduizm’de 13 Sayısı

Trayodashi, Sanskritçede “on üç” anlamına gelen bir kelimedir ve Hindu takviminin ayın iki haftasında (Paksha) on üçüncü gündür. Her ayın iki Trayodashi günü vardır; bunlar sırasıyla “aydınlık” (Shukla) ve “karanlık” (Krishna) iki haftanın on üçüncü günüdür. Böylece Trayodashi her ayın on üçüncü ve yirmi sekizinci gününde gerçekleşir.

Trayodashi, özellikle dinî uygulamalara ve bağlılığa meyilli olanlar için son derece ruhani bir tithi’dir. Bu günde doğan insanlar genellikle manevi arayışlara, ritüellere derinden bağlıdır ve daha yüksek gerçekleri ve metafizik konuları anlamaya yönelik doğal bir eğilime sahip olabilirler. Düzenli dualara, meditasyona veya diğer bağlılık biçimlerine katılabilirler ve genellikle ilahi enerjilerden, özellikle de Lord Shiva’dan kutsamalar arayabilirler; çünkü Trayodashi, Shiva ibadeti için önemlidir.

Günümüzde 13 Sayısı

On üç sayısı günümüzde de hâlâ ruhani bakış açısına sahip yerini korumaktadır. Kimi kültürlerde uğursuz ve hatta lanetli olarak kabul edilirken, kimi kültürlerde olumlu ve hatta şans getiren olarak kabul edilebilmektedir.


Uğursuz 13

Günümüzde 13 sayısının uğursuzluk getirdiği inancı o kadar çok artmıştır ki böyle bir fobi ortaya çıkmıştır: Triskaidekafobi.

ABD’de bir yere gidiliyorsa, uçak ve otobüs rezervasyonlarını kesinlikle ayın 13’üne yapmazlar. Yine Avrupa ve ABD’de bazı büyük otellerde 13. kat yoktur. Ya 12A ya da direkt 14 diye geçer. Bu durum Avrupa ülkelerinde o kadar hat safhaya varmıştır ki evlerinin kapısına bile 13 numarasını vermezler.


Uğurlu 13

13 sayısı popüler kültürde o kadar büyük bir etki yapmıştır ki 1960’ların popüler TV dizisi Munster Mansion içerisinde bile yer alır. Bu dizinin geçtiği ev, 1313 Mockingbird Lane adresinde yer almaktadır.

Çin kültüründe 13 sayısı bazen olumlu olarak algılanır; çünkü Çince telaffuzu diğer olumlu kavramlarla benzeşebilir. Örneğin 13, “kesinlikle canlı kalmak” anlamına gelen bir deyimle ilişkilendirilebilir. İtalya’da ise 13 sayısı genellikle şanslı bir sayı olarak kabul edilir.

Bunun sebebi, Roma döneminde 13’ün refah ve bereketle ilişkilendirilmesidir. Hatta İtalyan loto oyunlarında 13 genelde kazanma şansı ile ilişkilendirilir.

Şeytan’ın Vahiy Kitaplarında 13 Sembolizmi

Bildiğiniz üzere günümüzde Şeytan’ın 3 tane vahiy kitabı vardır: Ayetler Kitabı, Gerçekler Kitabı ve İsa Kitabı.

Ayetler Kitabı 8 bölümden oluşur.
Gerçekler Kitabı 3 bölümden oluşur.
İsa Kitabı 2 bölümden oluşur.

Bu sayıları topladığımızda 13 sayısına ulaşırız.

Sonuç: 13 Sayısı ve Satanizm

Sonuç olarak 13 sayısının Satanizm ile bağlantısı, yalnızca modern batıl inançlardan ibaret değildir. Bu sayı; Ayetler Kitabı’ndaki topluluk düzeni, kutsal gün sembolizmi, çeşitli inanç sistemleri, mitolojiler ve tarihsel olaylar üzerinden çok katmanlı bir anlam kazanmıştır. Bu nedenle 13 sayısı, bazı kültürlerde uğursuzlukla anılsa da Satanizm bağlamında daha çok gelenek, sembolizm ve ruhani yapı ile ilişkilendirilmektedir.


Kaynakça